ŞİİR VE DUYGU SAYFASI

             Ana Sayfaya dön

SEVGİ AĞACI   

 ORADASIN BİLİYORUM

Belki Seni tanımıyorum ama
Biliyorum geleceksin
Her sürpriz gibi
Sevindireceksin Beni

Belki de her veda gibi üzeceksin
Oradasın biliyorum
Sana Ulaşmam imkansız gibi
Ağır bir sis var Yüreğimde

Belki de Yalnızlığın buğusu bu
Bilmiyorum Ordasın
Belki Arıyorsun Beni
Bulacaksın biliyorum

Elveda olmayacak son sözümüz
Ve ağlamayacak gözlerimiz
Bu sefer kazanacağız
Ordasın Biliyorum

Ben Seni Bekliyorum...


Mehmet ALP
 

AŞKMIYDI O?

Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi
Neydi çekip kendine, beni bağlayan
Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan
Elleri ta içimde o dev miydi
Etime bir alev değmişçesine
Nasıl da yakardı öptüğü zaman
Bir su gibi akıp gitti avuçlarımdan
Yorgunum şimdi bin yıl sevmişçesine
Hani o yalnız benim olan gül, kırmızı
Gözlerimin önünde açılan sonsuz bahçe
Hani, o var olmalarımız öpüştükçe
O delice sürdürmeler yaşantımızı
Hiç doymamak oysa, tene, kokuya, aşka
Sarıldıkça güçlenmek, bütünlenmek
Kudurmuş arzularla zamanı yenmek
Ve en kuytularda buluşmak korka korka
Kimi gün utanmak otlardan, çimenlerden
Kimi gece mıhlamak gölgemizi duvara
Varmak için o sevgiyle açılmış kollara
Apansız düşmek yükseklerde bir yerden
Oydu işte alıştığım, özlediğim şimdi de
Sevgice bir tutku, aşkımsı bir yakınlık
Avunmak... Kırık dökük anılarla artık
Kimbilir? o geceler yaşanmadı belki de


Ümit Yaşar Oğuzcan

 

 

 

 

 

 

FAKİRİN ŞİİRİ


Aradığım yok seni,
sen istersen bulursun
belki bir parkta
belki de cami avlusunda.

Yerim yurdum belli
bilirsin ya aslında
ya dost sofrasında
ya muhabbet faslında.

Ne yolumu kaybettim,
ne işsiz viraneyim
sanma beni fukara,
Şiir içinde avareyim,

Fakir olmasaydım
Kalbinde yerim olurdu.
Senin gibi solmasaydım
Seven beni bulurdu.

Kadir Karaduman
 

BİR GÜN ANLARSIN!

Bir Gün Anlarsın
Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın

Ümit Yaşar Oğuzcan
 

Can Dündar - Bir Dost
 

Saate bakmasızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı
insanın......"Nereden çıktı bu vakitte" dememeli,gece yarısı yataktan
fırladığında;Gözünün dilini bilmeli,dinlemeli,sormadan söylemeden
anlamalı....Arka bahçede varlığını sezdirmeden,mütemadiyen dikilen vefalı
bir ağaç gibi,köklenmeli hayatında;

Sen her daim onun orada olduğunu hissetmelisin.İhtiyaç duyduğunda gidip
müşfik gövdesine yaslanabilmeli,kovuklarında saklanabilmelisin.Kucaklamalı
seni güvenli kollarıyla.Dalları bitkin başına omuz,yaprakları kanayan
ruhuna merhem olmalı....En mahrem sırlarını verebilmeli,en derin yaralarını
açıp gösterebilmelisin;Gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz.Onca
dalkavuk arasında bir tek o,Sözünü eğip bükmeden söylemeli,yanlış
anlaşılmayacağını bilmeli,alkışlandığında değil sadece;Asıl yuhalandığında
yanında durup koluna girebilmeli.....Övmeli alem içinde,baş başayken
sövmeli ve sen,öyle güvenmelisin ki ona övdüğünde de sövdüğünde de bunun
iyilikten olduğunu bilmelisin:Teklifsiz kefili olmalı
hatalarının;günahlarının yegane sahibi.Seni senden iyi bilen,sana senden
çok güvenen bir sırdaş,göz bebekleri bulutlandığında fırtınayı
sezebilmelisin.Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş....Yıllarca
aynı ip üzerinde çalışmış,iki trapezci gibi kenetlenmeli
elleri.....Parkurun bütün zorluklarına rağmen DOST"luğumuzu
koruyabildik,acıları birlikte göğüsledik ya; Yenildik sayılmayız
diyebilmeli.....Issızlığın yalnızlığın en koyulaştığı an da,küçük bir
kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa
bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz.Bunu da aşacağız. bir
DOST...

CAN DÜNDAR
 

 

 

 

 

   

BELKİ

Belki, Yaratanımız yanlış insanlarla tanışmamızı istedi.
doğru insanı tanımadan önce, böylece en sonunda
doğru insanla tanıştığımızda, bu hediyenin ne yüce olduğunu anlamamız için.

Belki, mutluluk kapısı kapandığında, başkası açılıyordur,
fakat böyle zamanlarda kapanan kapıya öyle uzun bakarız ki,
bizim için açılan diğer kapıyı görmeyiz bile.

Belki, en iyi arkadaşlık, sallanan bir koltukta beraber sallandığınız,
tek bir kelime etmediğiniz, ve giderken bunun
hayatınızdaki en iyi sohbet olduğunu düşündüğünüz kişilerde saklıdır.

Belki, elimizde olanın kıymetini kaybettiğimizde
anladığımız doğru olabilir, fakat elimize gelene kadar
neler kaçırdığımızın farkına varamadığımız da doğrudur.

Birine sevginizin tümünü sunmak, asla sizi de aynı şekilde
seveceğinin garantisi değildir. Sevgiye karşılık beklemeyin;
Sadece sevginin karşıdakinin kalbinde büyümesini bekleyin;
fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdüğüne emin olun.

Birine çarpılmak için bir an yeterlidir, birinden
hoşlanmak bir saat, ve birini sevmek içinde bir gün
yeterlidir, ama birini unutmak ise bir ömür sürer.

Görünüşe aldanmayın; kandırıcı olabilir. Zenginliğe
aldanmayın; yok olur gidebilir. Sizi güldüren birini
seçin çünkü karanlık bir günü aydınlatan şey bir
gülümsemedir. Kalbinizi gülümsetebilen birini bulun.

Öyle zamanlar vardır ki, bazen birini öylesine çok
özlersiniz ki, onu hayallerinizden çıkarıp,
gerçek hayatta kucaklamak istersiniz.

Hayal etmek istediğiniz şeyi hayal edin, gitmek
istediğiniz yere gidin, olmak istediğiniz kişi olun,
çünkü yaşayabileceğiniz tek bir hayatınız var, ve
tüm bunları yapabilmek için tek bir şansınız.

Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun,
güçlü kılacak kadar acı deneyiminiz, insan kılacak kadar
üzüntünüz, ve sızı mutlu kılmaya yetecek kadar umudunuz olsun.

Daima kendinizi başkalarının ayakkabılarına koyun.
Eğer ayaklarınız acıyorsa, o kişininkiler de acıyordur.

En mutlu kişiler, her şeyin en iyisine sahip olanlar değildir,
onlar karşılarına çıkan her şeyin değerini en iyi bilenlerdir.

Mutluluk, ağlayanlar, incinenler, araştırma yapanlar, ve
çabalayanlar için vardır, çünkü böyle insanlar hayatlarına
giren her insanın önemini takdir edenlerdir.

En parlak gelecek, unutulmuş bir geçmişin üstünde yükselir,
geçmişinizdeki kalp kırıklıklarını ve hataları silmezseniz
hayatın içinde ilerleme şansınız olmaz.

Doğumunuzda siz ağlarken çevrenizdeki herkes gülüyordu,
öyle bir hayat yaşayın ki öldüğünüzde gülen siz olun,
ağlayanda çevrenizdekiler.

Hayata dair duyarlı bir Zatın kaleminden alıntı.

Mehmet ALP

GÖZLERİNE KİLİTLİYİM

Gözlerinde kilitliyim ben, sense yüreğimde mühürlüsün. En yalnız zamanlarımda sana açıyorum gözlerimi. Işığı sende görüyorum. Hep parlıyor gözlerin, sönmüyor hiç. Ben de seninle parlıyorum.
Oturuyorum bir köşede. Öylece durup seni hissediyorum, sanki yanımdaymışçasına. Derin bir nefes çekiyorum hayattan, sonra öksürüklere boğuluyorum. Odam yokluğunla dolu, dünyam yokluğunla.
Her nefes alışta yeniden boğuluyorum. Sonra yine yokluğuna sarılıyorum.
Ne garip değil mi ? Ne tuhaf. Hafızamı yitirdim belki de. Kim bilir ne zamandır böyle üşüyorum. Kim bilir seni ne zamandır böyle çok seviyorum. Bilmiyorum. Ve sana doğru attığım her adımda bilmediğim çukurlara düşüyorum. Ağlamak istiyorum her yalnız kalışımda. Ya da en kalabalık anlarımda. Düşünmemek için; düşünüp de üzülmemek için ağlamak istiyorum.
Olmuyor. Parçalanan şarkı bile eskisi kadar parçalamıyor içimi. Öylesine alışmışım ki parçalanmaya, kendimi parçalamaya. Artık daha fazla parçalanamıyorum. Özlemekten değil inan. Düşünmekten hiç değil. Düşünememekten, düşünmek istememekten. Düşüncesizliğimden.
Uzun süredir aynı yerdeyim; gitmekle kalmanın yol ayrımında. Birine adım atsam arkamdan ağlıyor bir diğeri. Hangisi nereye götürüyor bilmiyorum. Belki de bir süre sonra ikisi de yine aynı yerde -yani sende- birleşiyordur. Yürüyen ben olduktan sonra başka ne beklenir ki.
Şimdi yeniden başlatmalı şarkıyı. Artık pek etkilemiyor beni ama yine de alışkanlık işte. Eksilmemeli kulaklarımdan. Sessizliği sevmiyorum biliyor musun. Ağlarken bile hüngür hüngür ağlıyorum. Aslında hiçbir şeyden korkmuyorum. Ne sessizlikten, ne sensizlikten ne de sevgisizlikten.
Ama öyle tuhaf ki bu his. Boşlukta olmak, fezada kaybolmak gibi. Sanki görüp elini uzattığın bir çiçeğin başkaları tarafından çok önceden sahiplenilmiş olması. Benimse bundan bihaber olmam.
Yani tuhaf işte. Yüreğim bulanık. Aklım bulanık. Gözlerim yorgun. Kısacası ağır yük sensiz yaşamak. Bilmelisin ki kolay kolay taşınmıyor. Şarkım artık susmuyor. 4. kez yine aynı şarkı çalıyor. Artık o da parçalanmıyor, ben de. Ne güzel işte.
Belki de parçalanmak birkaç gün önceki kadar yakmıyor canımı. Peki öyleyse neden yüreğimdeki bu eksiklik ?



Artık hayatımda keşke dediğim onlarca şey var. Ve ilk seninle başladı bu serüven. Keşke..keşke..keşke.. Hepsini sıralayamam elbette tek tek. Ama içim yığınla keşke dolu. En çok da sen. Seninle doldu yine içim.

Bugünlerde böyle işte, hasretine hergün bir yenisini daha ekliyorum. Sanırım mevsimden.. kış geldi ya, kar başladı artık. Ama artık sen yoksun...Onca zamana rağmen ben yine de alışamadım yokluğuna. Yağmurlar bana hep seni hatırlatıyor ve gözlerim yine pencerede asılı kalıyor. Hani olur ya belki yine...olmaz ya, neyse işte!..

Ben istemiştim oysa gitmeni. O da bir keşke ya ..neyse. Gidişinin birşeyleri düzeltmeyeceğini biliyordum aslında. Benimki "bizim" hayatımızı koruma çabasıydı..doğru olandı..Biliyordum ama, canım birgün ellerini tutmak isteyecekti, birgün üşüyecektim.. Gerçi bu titreme nöbetleri hayatımın daha kaç yılını alır bilmiyorum. Zaman öylece akıp gidiyor. Herşey değişiyor, ben değişiyorum. Seninle kopup gittiğimizden bu yana birçok şey değişti hayatımda. Sen değiştin, içimdeki yerin de..

Özlüyorum seni sadece, yokluğunsa hala alışmaya çalıştığım bir olgu bunca zamandan sonra bile.. Sen geçmişimin bir parçası oldun artık. Sana dair herşeyi yaşattım, hepsi hafızamda yaşadıklarımızın. Ama sen olmayınca, yüzünü hatırlamakta zorluk çekiyorum zaman zaman. Sana hiç benzemeyen fotoğrafına bakıp, aklımdaki parçalarını birleştirmeye çalışıyorum o zamanlar..

Bugünler böyle işte..Üşüyorum..hem de çok..Çok kırgınım.Sana dair çok şey var aslında içimde anlatmak istediğim. Nasıl anlatılır bilmem ki; "Seni çok özledim!" desem ya da "seni çok seviyorum" desem yetmeyecek içimdeki boşluğa. Susuyorum! Yine susuyorum ama bu kez gözlerinin içine bakamadan. Gözlerini getirmeye çalışıyorum aklıma...olmuyor. Tek hatırladığım gözlerinin güzel olduğu.. "
 

Hummer.GIF              image001-1.gif

 


 

 
 

Your Banner



 
 

 


animasyon2.gif

 


 

     Site dizayn (c) alpmehmet 2007

Hosting kral Hosting